İşi kuran, yazan ve teslim eden kişi tek. Ama bir işin tamamını tek bir kafayla yürütmek altıncı ayda pahalıya patlıyor: insan kendi yazdığı şeyin iyi bir eleştirmeni olamıyor. Bu yüzden üretimi rollere böldük ve her rolü ayrı çalıştırıyoruz.
Pratikte şöyle işliyor. Bir iş alındığında önce kapsam yazılıyor, sonra ekranlar çiziliyor, sonra kod yazılıyor. Her adımı ikinci bir gözle geçiriyoruz: biri yapıyor, başkası aynı işi kırmaya çalışıyor. Kırma denemesinin büyük kısmını da yazılım yapıyor — sayfalar gerçek bir tarayıcıda açılıyor, formlar deneme mesajıyla gönderiliyor, telefon boyutunda ölçülüyor. Bir hatayı müşterinin bulması, bizim bulmamızdan her zaman pahalı.
Bu adımların çoğunda yapay zekâ araçları kullanıyoruz ve bunu saklamıyoruz. Metin taslağı, kod incelemesi, test senaryosu, görsel üretimi ve arama motoru denetimi bu araçlarla hızlanıyor. Ama araçların ürettiği hiçbir şey doğrudan yayına gitmiyor: her çıktı bir insan onayından geçiyor ve bir şey ters gittiğinde sorumluluk araçta değil bizde kalıyor.
Rollerin kendi adları bile var; ekip sayfamızda yıllarca öyle durdular. Müşteri açısından önemli olan kısmı şu: bunlar ayrı ayrı çalışanlar değil, işin bölündüğü uzmanlık alanları ve her alanda kullanılan araçlar. Bir işi hem yazan hem sınayan hem de eleştiren farklı bakışlar olsun diye böyle kuruldu.
İkinci alışkanlığımız kayıt tutmak. Her iş için bir bakım defteri işliyor: hangi karar ne zaman ve neden alındı, hangi hata nasıl çıktı, ne yapıldı. Altı ay sonra 'burası neden böyle yapılmış' sorusunun cevabı orada duruyor ve defter işle birlikte size geçiyor.
Bu düzenin size dönen tarafı üç şey. Yaptığımız iş kişinin hafızasına değil yazıya bağlı olduğu için aylar sonra döndüğünüzde anlattığınızı yeniden anlatmıyorsunuz. Aynı hatayı ikinci kez yapmıyoruz, çünkü ilki yazılı. Ve küçük bir işletmenin bütçesiyle, normalde birkaç kişilik bir ekibin harcayacağı emek ortaya çıkıyor. Karşılığında bir sınırı da var: aynı anda az sayıda iş alıyoruz.